Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DOĞUM

  Musikî:  Ludovico Einaudi - Le Onde   Doğuranın ve doğanın olduğu, doğanın doğmuşlardan herhangi birine muhtaç olduğu ve diğer yandan doğuranın doğana muhtaç olduğu, bu muhtaçlığın süre gelen "sanki içeriden mektup yazdım","doğurmak mecburiyetinde değildi"... Gibi zaviyelerin anlamsızlığını, bir yerde hakkı olduğu halde vazgeçmeye, diğer yönden hakkı olmadığı halde yine hak talep etmeye benzer ki, hiçbir bir, bir ikinciyi kabul edecek değildir. Bu insansa önce "ben" der. (Yerine göre denilmeli.) Fakat her insanın kuvve-i manevîsi "isâr"ı kaldırabilecek kuvvette değildir.    Anlamak istemez mesela, veya doyumsamak, itminân-ı derûnunun ya da, önemli değildir çünkü. "Mış gibi"likler içinde çırpınan günümüz insanı, gebe olduğu "erdem"i arayışa sürüklerken tini, oyalanmalı elbet ve anlam, geçirmeli halhalını ayağına -yani hakikatinin- insanın. Yoksa zıtlıkları meydana çıkaran yine zıtlık olmazdı sanırım. Zıtlığın olmayıp, "b...

KAÇIŞ

  Müzik:  Ludovico Einaudi - Questa Notte   Kırlarda dolaşıyorum, mısırların boyu yüksek boyumdan ve gördüğüm tek şey nefes nefeseliğim. Gidiyorum, ben gitmesem de beni götürüyor, götürmekte olan. Bir şeyler durmuyor ve sürekli ilerliyor, ilerliyor ve ilerliyor. Mesela bunlardan bir tanesi "zaman". Ve tutmak istediğim şeylerden de bir tanesi bu. Fakat tutsam onu yahut bir sonsuzluğum olsa bayardı sanırım. Sanıyorum çünkü, sınırlı olanda bile elde edilen bütün şeyler zaten baymıyor mu?    "Değişim olmayışı, süreklilik, arz-talep, üretim-tüketim vs. bu bütün duygusuz, acımasızlığın içinde barındırdığı eylemler" varlar ve evet olmalılar. Olan her şey bir şeyleri, ifade etmek ve anlatmak için varlar. O anda ihtiyacın olduğunda onu mutlak ve umumi şekilde ele alıp bir örnek teşkil etmek için. Tabiatın bir bildirisi bu, doğanın gözyaşları, canlıların kalbimize fısıldadıkları çığlıkları ve dahası bundan kaçmaya çalışırken, kaçacak bir yerler bulma çabamız. Bütün cinaye...

SORGUÇ

  Müzik olarak:  prvrln - не с тобой   Hakim çıkar, gelir. Yanında yargıcı, savcı, davacı ve avukatlarla. Cevap vermen gerekmez, avukat tutman da. Haklıysan ve biliyorsan bunu kalbinle. Gülümsersin sadece ve anlaşılır meram.    Konuşur bütün kainat, anlatır derdini, alıcı alacağını almaya gelmiştir, verici de vereceğini vermeye gelmiştir. Gelirler, giderler hesaplanır, yazılır, çizilir. Boyası kalkar suretlerin, siretlerin ifşası, buram buram adem-i muamma kokar. Kokar adalet. O zaman çıkamaz adl-i susturabilecek bir güç. Çıkamaz, çünkü adl, hak ve hakkaniyet yerindedir. Yerindedir bütün her şeyin, her zaman olması gerektiği yerde olduğu gibi: akan su akmaz olmuşsa, çıkan yangın taşımışsa göklere yağmuru, şimşekler oluşmuş birbirlerini sarmaladıkları zaman, sarmallar ürperti yollayınca ve o an hatırıma gelmişse ölüm.    Öldüm ve kalktım. Ve düşünüyorum. Bu bu oldu, şu şu oldu. Oysa olan mı oldu, olacak olan mı oldu, olmuyor mu bu, bu işin kemali? Ve se...

BİLEŞKE

 Müzik:  Thurisaz - Tangram     Fakat anlıyoruz ve idrak ediyoruz ki, her cihette varsın, sevgin var muhabbetin ve parçan. Bir el işlemiş, aynı el dikmiş; usta bir...   Ey Ustam! Ey bütün sanatların Piri! Ey bütün sebebleri birbirine meftun eden Zat! Bildir ve öğret. Talim nedir? Muallim kimdir, kim kime baktığında ne görür, ne ile yaşar, ne ile dirilir insan! Marifet basamağına nasıl ulaşılır? Nasıl tanınır kendimiz? Nedir ben kimim'in cevabı?   Böyle suallerle şişirirken beynimi onlarca şey kaybederim yolda giderken; atarken adımlarıma bakarak mesela. Yahut giderken bütün gidişler içimeyken, dışarıyı görüşüm. Görüyorum. Gidiyorum. Gideceğim...   Gitmek, sana gitmek derken kendime gelmekten bahsediyorum. Sana gidiyorum, gittikçe kendime geliyorum. Yani kendime gelebilmem için gitmem gerekir. Durmamak hep ilerlemek bir hayale öte. Gerçekleştiğinde o hayal bir başkasına sonra başkası... O kadar kendime gelmeliyim ki, artık tamamen açık olmalı her şey, b...

DİKİŞ

  Müzik olarak:  Daniel O'rhys - Prelude     Korkuyordum. Çünkü, sen gitmiştin, yoktun yanımda, zamanla kalbimden ve aklımdan da gidecektin ve ben korkuyordum, alıp aklımı ve senli fikirle yola koyulmaya meyyaldim.    Sonra birşey oldu: yola akılla çıkmıştım, benzini bitti yolda. Bende okumaya başladım, burada seni unuttum başka şeyler buldum. Onları buldukça seni, senliliği daha iyi anlamaya başladım, aradım.. aradım.. arıyorum.   Şu an düşünüyorum ve bunu sık sık yapıyorum. Önce arayışa itildim, sonra bu hal beni uyanışa sürükledi. Ondan sonra niyet ettim, niyet etmek önemliydi, içi herhangi bir şeye hazırlamak. Yola çıkmadan önceki son adım buydu.    Çıktım.   Sonra her zaman ki gibi acaba bir şey mi unuttum diyerek düşünmeye başladım. Oysa çok şey unutmuşum. Mesela yaşamak; eylem, pratik. Yani devrimci nidanın gerekliliği olan binlercesini ihmal etmek. İşte cesaretsizlik timsali, fakat korkaklık ayrı. Çünkü korkaklık içinde kaçmayı b...

NİYET IV

  Müzik Balmorhea  - The Winter     Fakat kim olduğumu umursasam, öyle adım atarım ha böyle atarım ve demem böyle olmalıydı diye. Öyle oldu. Oluş bir kemali barındırır, ölüş ve sokağın çıkmaz oluşu da buna dahil. İşte bundandır "çıkmaz yoktur, kemal vardır" denilişi. Madem ki kemal var, kemaliyetin getirmiş olduğu cabalığın olması bir boşunalık gibi görünse de, -hiç bir boşunalığın olmayışı barizdi.- değildir. Bu sebepler dairesi içerisinde hareket eden bütün kainatın, noktasız olarak boşunalığına hüküm vermek akıl karı olmasa gerek. Bundan sebep her sebebin dahi sebepleri olabilir, vardır da.   Fikrimi söylemiyorum, söylediklerim gördüklerim. Yanlış görüyor olabilir, yanılıyor da olabilirim. Veya kandırılmış yani belki mesele bende değil.    Mesela yolda kalmışım, bir yola kalmışım, yol da bana kalmış. Kalışmış oluyoruz birbirimize. Gidiyorum yine o yoldayım, kalıyorum o yolda. Bilinçle yahut bilinçsiz. Fakat bir gidiş var, dönüş olsa dahi bir gi...

NİYET III

Müzik olarak:  Requiem for a dream  iyi dinlemeler ve okumalar. Ellerim birbirine kenetlenince  Aklımda memnu efkarın nüveleri  Çalkantılı dünyanın çalında kan  Kan akar, damar tutar  Ama dile her şey kolay Bir olay, hep zamanın tazeliğinde  Bir o lay, hep zam, anın kepazeliğinde ...   Bükülü kollarımla karşısındayım okyanusun. Okyanus deyip geçmez insan. Çünkü insanı çeker ve boğar, hatta yosunlaştırır zamanla, bir artık olur balıkların midesinde, kapış kapış gider. Çünkü batan geminin mallarıdır bu artık.   Onlardan sayılı olarak var, sonsuz değil elbet, fakat kim uğraşır saymaya. Kim uğraşır yoklamayla, imzayla. Var mı tabiatta insandan başka? İlk ve son türüyüz belkide. Çünkü özel ve sınırsız bir "ilim" sıfatına, bilim gözüyle bakıyoruz. Bakmalıyız da, bakılmalı hatta.   Sonra dünyamız çoğunluğu sudan, topraktan, hava falan. İnsan da keza bunlardan mürekkep, sudan, topraktan, bazen barut ve ateşten. Fakat ateşi ve barutu ay...

NİYET II

  Bugün ise  Max Herman - Unbroken  eseri var, iyi dinlemeler ve okumalar.   Her herin, hiç hiçin anını yansıtıyorsa ve var varın, yokta yokun, bir ölüm olur. Geri kalan herşey gider zamanla. Zaman alır bizi bizden ve vericidir bizi bize. bunlar demek oluyor ki: her şeyin, iki yüzü var, var elbet. Çünkü zıttıyetin isbatı zamanında olmakla meşhur. Ve bunlardan bazıları var ki, aşk gibi zıttı nefretle bilinse de bu olsa olsa ğalatı meşhurdur. Aşkın zıttı yoktur. Onu bulanın bulacağı bir şey kalmamıştır. Onu kaybedeni olmamıştır. O var ile yokun arafında kelli felli büstleriyle meşhurdur. Her ona ulaşanın resmini tasvir eder sonra onu kültleştirir. İnsanlar zıtlıkların varlığını isbat edince, isbat edeni varlığını değerlendirmek için bir put veya heykelini yapar ve diker, fakat aşk öylemi, aşkın büstü hele ki hiç.    Her birimiz ona ulaşmakla görevliyiz, tek görevimiz o, aşkınlığa erişmek, sağlam temellilik onu yok eder, bilim falan adamdan saymaz yahut hastal...

NİYET

  Bu hafta musiki olarak  Ólafur Arnalds  var, iyi dinlemeler ve keza okumalar.   Karanlık insana şöyle der: işte sen ve ben. Bu başbaşalıkta kim daha üstün görelim ve hadi savaşalım birbirimizle ve sana senin ne kadar ezik ve aciz olduğunu isbat edeyim. Sonra anla cesaretsiz, korkak, büzük ve boynunu büktüğün kibriyayı. Hisset ve hakkını ver kendinin ve karşındakinin ve boğul acziyetinin içinde ve ğark ol buhrana. Ne de olsa daha iyidir buhranla yaşamak, seninle yaşamaktansa.    Bu savaşın galibi veya mağlubu vardır. Diğer savaşlardaki gibi. Ancak bir farkla: bu savaş bir tür "otobiyografik savaş"tır. Yani, galipte kişinin kendi, mağlubta. Bu nasıl olur diye sorma! Oluyor işte ben bana yeniliyorum veya ben beni yeniyorum.   Ve diyelim ki, bu savaşta mağlup oldum kendime, peki ya bitti mi? Hayır! çünkü hayatın programlaması bunun üzerinedir. Tekrar ve tekrar yine takrar, ta ki aşıncaya kadar. Ya sonra, bitti mi dersiniz? Ve yine bitmedi. Kendi kendimiz...

UYANIŞ

  Bu hafta dinleme listemizde  Evgeny Grinko - Short Memory  var, dinlemek istersen.      Kimim'inden, neyine uzayan bu serüvende bir nükte varsa, o da: isbatın yalnızca kendimize yapıldığı. Kimse kimseye isbat için bir şey yapıyor değil; bilakis kendini kendine isbatlamak için bir yol alışı var. Bu yol alışta her engelin bir adı, ayrı ayrı cismi, hacmi ve kütlesi mevcut. İşte bu engellere kendimizde dahiliz. Yani kendimizi kendimize isbat etmeye çalışırken engel olanlardan biri de kendimiziz.    Kendimiz derken, anksiyete bozukluğumuz olduğunu söylemiyorum. O ayrı bir olgu, ancak bu daha ayrı bir olgu. Şöyle düşünebiliriz: alışkanlıklarımız mesela alacağımız yollarda genellikle engeller onlardır. Uzun ve sağlıklı yaşamak için spor yapıyorum aynı zamanda sigara içiyorum gibi.    -mi diye düşünüyorum. Kısmen evet! Ancak şöyle bir devinimi var gidişatın: çevremiz kimliğimizi belirleyen ana etkenlerden bir tanesi, şayet bilinçli adımlarla i...

ARAYIŞ

  Belki dinleyerek okumak istersin diye ya da sonra dinlersin sen bilirsin:  Ludovico Einaudi - Logos      Bütün kimliklerin kendine has bir kodu mevcut kainatta eksiksiz ve geniş, hepsi kendi biçiminde, ancak sonsuzluk deyince akıl durmak ister önce ve yutkunur kendince, şaşar bazen sonra yoksunluğunu anlar. Bu manayı hazımsayamaz ve öylece kalakalır sonsuzluk. Ona bir işaret veririz ve isim, bütün tanımların bir ismi mevcut ve aksi(her ismin bir tanımı). Ama o oyun burada geçerli değil, çünkü burası bir istisna; bilinmeze biz isim veremeyiz, bilinmez'e "bilinmez" ismini veren el bizden üstün olmalı, çok da egoist ve kibirli olmaya gerek yok, ne de olsa sadece "insan işte" diyip geçmekte ayrı bir zulümdür; ancak pire piredir, deve de deve, insan da keza insan, yani bir damla kan ve bin endişe bileşkesi ve en ücra hazların esamesinin madarası bazen, tekdüzeliğin ansırması bazen de, bazen ise gerçeğin medarı yani hakikatin efendisi, derken işte üst insan: astları...