Bu hafta dinleme listemizde Evgeny Grinko - Short Memory var, dinlemek istersen.
Kimim'inden, neyine uzayan bu serüvende bir nükte varsa, o da: isbatın yalnızca kendimize yapıldığı. Kimse kimseye isbat için bir şey yapıyor değil; bilakis kendini kendine isbatlamak için bir yol alışı var. Bu yol alışta her engelin bir adı, ayrı ayrı cismi, hacmi ve kütlesi mevcut. İşte bu engellere kendimizde dahiliz. Yani kendimizi kendimize isbat etmeye çalışırken engel olanlardan biri de kendimiziz.
Kendimiz derken, anksiyete bozukluğumuz olduğunu söylemiyorum. O ayrı bir olgu, ancak bu daha ayrı bir olgu. Şöyle düşünebiliriz: alışkanlıklarımız mesela alacağımız yollarda genellikle engeller onlardır. Uzun ve sağlıklı yaşamak için spor yapıyorum aynı zamanda sigara içiyorum gibi.
-mi diye düşünüyorum. Kısmen evet! Ancak şöyle bir devinimi var gidişatın: çevremiz kimliğimizi belirleyen ana etkenlerden bir tanesi, şayet bilinçli adımlarla ilerlemiyorsak hayatta. Etrafımızın bize diktelerinden kaçınamıyorsak bunlar zamanla alışılarak, bir tür vazgeçilmez oluyor, bu alışkanlık ne kadar ileri düzeye götürülmüşse(içselleştirilmişse ve onu kendimizin bir parçası kabul etmişsek), ondan sıyrılması o kadar zorlu. Ama şöyle bir hakikatte var ki: engel ne denli aşılmazsa, insanın çanağı(kalbi, derunu; içi) o denli büyüyor, pes etmek ise bununla ters orantılı. İlerliyorsak elbet bir sorun yok.
Burda bütün mesele "kırmızı çizgilerimiz". Şayet bunlar yoksa başkalarına ve hatta bazı noktalar da kendimize karşı.( Obezleşişimiz, bütün müsriflikler kendimizin farkında olmayışmızdan ya da koyduğumuz veya koymadığımız kırmızı çizgilerimizden) Kırmızı çizgilerden kasıt genel itibarla bizim iradeli veya iradesiz oluşumuzu bize isbat eder ve bunu ölçen yegane aygıt bu olsa gerek. Madem ki soyutluğun anlamı yalnızca kişiyi bağlıyor, öyle de bizim engelimizin teşkili yalnızca bizim elimizde olsa gerektir.
Mesela Tahir ile Zühre meselesindeki " Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?" derken; bize göre mi, kendine göre mi diye sorar insan. Bize göresine baktığımızda gördüğümüz şu olur, madem ki Tahir sevmiş, sevmiş ki bu şiir meydana gelmiş. Tahir'e göre baktığımızda olay bu kadar salt ve sehil değil. Çünkü: yaşayışın kişiye verdiği soyutlukların bağlayıcılığı sadece kişinin kendisi içindir. " Şair ünleme"lerinin hepsi o zaman ya örnek teşkil etmek için ya da anlatıyle bütünleşmek içindir diyebiliriz kısmen. Bir artısı da olsa olsa şairin kendini kendine ve diğerlerine ve şairin gayrındakinin kendini kendine ifade edilebilmesidir diyebiliriz...
Umarım anlatabilmişimdir!
Yorumlar
Yorum Gönder