Ana içeriğe atla

Süleyman Nazif'e ithaf*

Günün şerefini şeref yoksunlarına kaptırıp,
attırıp haysiyetini herhangi bir köprüden'çün 
Çalab'a çalım satmaya ruhunu kattırıp 
evrensel mizanpajın sürgüsünü yağlamak'çün 

Bilmiyorlar 

Ama bilsinler: ne düşerse talihe, odur ancak 

görülebilen. Kuşsa kuş değil, gülse gül değil 

Bir şeyin, zamanın tümelliğinde hepten "değil".

Değilin değili fakat ve ancak tikelliğinde'çün. 


Bir zamanlar 

Aşkın hapishanesinde bir hükümlü; yükümlü

yapmakla, bir insan evladının kaldıramayacağı,

büklüm büklüm olup yalnızca zamanı sığınak,

bir kurtuluş yeri olacağını anladığında; kün!


Sonra dediler: 

Bu zamana hapsolan ancak ve sadece oğludur.

Hem değil mi kelîmî** ve dahi yanına çıkabilecek 

Ondan ona, ondanda arza endamıyle boylayacak

hem de miladında miâdının "aha başladı işte bugün"

gün, günlerden bugün olunca bir bayramdır

ne gerisin geri gelecek olanını, ne de gidecek. Gün

                                                                      -bugün. 


Dahasında işlediler

herhangi bir mahzurun olamayacağı, huzurun 

hâzirûnda zuhuru uğruna sabaha kadar kusmaca.

Yasak yok, haram yok, cürüm ve cünah da pekala.

Sâirinde polisler, askerler fuhşiyata yaptığı baskında

bugün kendilerini onların haliyle halli, kelli felli hem

faziletin mugâyebâtı ve vurûdâtı reziletin çoklarda


Sonrasında hiç bir şey olmamış gibi yaşamlarına

(hayatlarına değil), devam ededurarak bütün ömrü,

ehli harâbâta müfteri bir debdebe içersinde geçer. 


Yıllar hamlaştı, kartlaştı hem eskisi gibi dönmüyor

dünya ve eksenindeki her bir küre, dökülüyor'çün


Nerede bu oğulunuz, titanlıkla suçladığınız; hem 

siz olsanız oğula reva mı görürdünüz tek bırakarak

hem de git gel, dahi olacak olana "ol"unuz yeterken


Oysa üşümenin ne demek olduğunu en çok 

ellerin boşken biliyorsun, "καλά Χριστούγεννα"*** canım!


*(bu bir eskilerin başlatmış olduğu ithaf geleneğinin devam etmesi'çin ibtidâ-i cedîdedir.)

**logos; İsâ; Kelîmullah.

*** okunuş: kalá Christoúgenna. Yunanca olan bu cümle İngilizce olarak "merry christmas", Türkçe olarak "mutlu noeller"in tercümesidir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kanevsky'den Devşirilenler ve Kaybedilen Aşkına

"Bir gün insan “virgül”ü kaybetti, o zaman zor ve uzun cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince, düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise “ünlem” işaretini kaybetti. Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor, ne de bir şeye seviniyordu. Hiçbir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu. Bir süre sonra da “soru işaretini” kaybetti ve artık soru sormaz oldu. Hiçbir şey ama hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne kâinat, ne dünya ne kendisi umurundaydı. Birkaç sene sonra “iki nokta üst üste” işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti. Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız “tırnak işaretleri” kalmıştı. Kendine has tek düşüncesi yoktu. Yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu. Sıra “nokta”ya geldiğinde düşünmeyi ve okumayı unutmuş vaziyetteydi." demiş Alex Kanevsky. Bazı noktalarında haklı, bazıları muhtemel, diğer bazılarında ise haklılık payı var gib...

Ferit KAM - Kabristan

Ey mebde-i vücûdun serhadd-i intihâsı Ey sâfilîne Hakk'ın dünyâda son nidâsı. (Ey varlığın başlangıcının bitiş noktası  Ey insanlara (aşağıdakiler) Hak'kın dünyada son nidası) Ey çehre-i şuûnun çîn-i cebîn-i hüznü, Ey kâinât-ı hüznün sûzişli bir bükâsı. (Ey olayların hasıl ettiği kırışık üzüntülü alın  Ey hüzün âleminin oldurduğu dokunaklı ağlayış) Fikrimce varsa sensin mihnet - sarây-ı dehrin, Azâde-i gavâil bir cây-ı dil küşası. (Dünyanın sıkıntı yerinde fikrimce sen varsın  Dert ve sıkıntıdan uzak, gönül açıcı yeri) Bir meclis-i kazâsın hükmünle mün'akittir,  Bu cenk-i bîmeâlin sulh-ı ebed-nümâsı. (Bir kaza yerisin akdedilmiş hükmünle Bu manasız kavgaların ebedi barış yeri) Ey neşvenin, gumûmun me'vây-ı vâpesîni,  Ey cuşûş-ü sükûnun âğuş-ı ilticâsı. (Ey neşe ve kederlerin son sığınağı  Ey sessizlik ve sakinliğin sığınma yeri) Bahs-ı hakîkatındır mebhût eden cihânı,  Ey mebde-ü meâdın meydân-ı iltikâsı. (Cihanı hayrete düşüren hakikat bahsindir ...