Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DİĞER BİRİ

  Dinlemek için:  Riopy - Drive  Büyük balık küçük balığı yer diye bir cümle vardır. Uyarlanılan insanlar içinde ve kendi vicdanlarıyla bu cümleye sığınan. Yazık! Oysa balık yani hayvan ve insan aynı değildi. Bu insanımsılar kendi vicdanlarını bununla rahatlattıklarında şunu anlayamıyorlardı: bu hareketimle insanlığımı elimden alıyor, kaybediyorum. Ve yok ediyorum.  Oysa insan, insandı; hayvan da, hayvan. Büyük insan, zengin insan, edebli insan velhasıl insan gibi insan küçüğüne yaptığı büyüklük kadar büyük, yaptığı yardım kadar zengin fakire; edebiyle davrandığı kadar insandı edebsiz olanlara. Nerede böyle insanlar deme! Kim verir, yapar yardım bu zamanda da deme! Deme işte. Çünkü ne zamanla alakalıdır insanlık, büyüklük, edebli olmak ne de mekanla alakalı.  Büyüklük, insanlık derken: hayvanın yaptığı büyüklük ile insanın ki farklıdır ve bunu siz de biliyorsunuz ey insanlar! Büyüklüğünüz, küçüklerinize yaptığınız büyüklük derken de, ne büyüklük ama değil, mesel...

MESELE

  Müzik:  Cahit Berkay - Öğretmen   Sanrı tarafından boşalan şelalenin esrarengiz yönü, kaybettirmesi, seni senden alması ve yerine boş, bomboş, kahverengi bir hava bırakması. Ve kişiler arasında meydana gelen husumetin, dünyadaki kaosun, sadece iki kavrama bakışı: şükür ve sabır.    Bazıları bazılarına şükretse, ona teşekkür etse ve bazen olduğu gibi kabul etse, yani değişimin var olduğunu kabul etse; bazıları ise, bazılarına sabretse ve dese: geçti, geçiyor ve elbette geçecek. Hem geçmiş gibi geçecek hem de gelecekte bir gün gelecek geçmiş gibi geçmiş olacak.    Sabır ve şükür, istikrarı meydana getiren nadide iki kanaldır. Husumetten, geçimsizlikten, tenakuzdan, tenakidten, mücadeleden... aldığı suyu sadece ve sadece sevgi pınarına akıtan, bir tür sentez eden iki kanal. Bu kanal yenilenir, cilalanır, ispirallenir ve zımparalanırsa asıl ihtişamına kavuşur. Sevgi meydana gelir, saygı anlamını bulur, güven tesis edilir, hizmet olur. Ve madem ki, biz bi...

SADE BAKIŞ

  Musikî:  Farid Farjad - Kordi   Bu dünya da, burda tam da bir şeyler oluyor. Bir şair çıkıyor diyor ki: "insanlar neden taş gibi yabancı", bunun bir çünküsü var söylenilmesi gereken: çünkü insan araç olan şeyleri yaşarken, onu geçiştirmeye; hep geçiştirmeye, yok etmeye o anı adapte etmeye çalışıyorken; diğer cenahtaki insanlardan gelen fikir; avuntu, kuruntu, tutuklu, kutuplu... Gibi minvallerle karşı karşıya kalıyor. İşte bu kalış, yakarış, tutunuş, direniş bir yere odaklarken kişiyi, en önemli odak noktasını görmez, onu yok, "hangi"lemekle var etmemeye çalışıyor bir yerden.   Oysa bu karmaşıklığa sürüklenen günümüz insanı, hedef belli, yol belli, güçte öyle. Ama neyin direnmesi, neye, neyi yok etmek emel? Edilse şayet, yok mu olacak? Mesela yok ettiğimiz zamanımız, yok olan, boşa ve beyhude olan zamanlarımız bize neyi anlatır? Neyi anlatır acımızı yaşamamak, mutluluğu da öyle? Neyi anlatır geçiştirmek "bilmem"lerle, bilmiyorumlarla geçiştirmek bir soru...

CİHET

Musiki:  Gavin Luke - Gone    Biliyoruz, bir yön var. Dahası her zaman sadece bir yön var. Bir yere kadar aklın rehber olup götürdüğü, sonrasında kalbin götürdüğü. O yön, her zaman gittiğimiz ve geçmişe baktığımız da şimdi nerde olduğumuzu, bu gidişle nereye varılacağını bir nebze bildiren bir yön. O yön, puzzle'ın eksik parçasını diğer parçalara bakınca aklın tamamlayabildiği bir yön. İşte o yön, bütün kemalatın (teselsül ile olan) bir kemali doğuracağı bir yön. Ve o yön, senin kendini keşfetmen için sana verdiğin, sana senden başkasının ancak ve sadece işaret/remz ile gösterebileceği bir yön. Bu işaret var, her yerde var, var saydığımız ve yok saydığımız, anladığımız ve anlamadığımız (anlayacağımız), bildiğimiz ve bilmediğimiz, fakat sadece ve sadece kendini gösteren şeyin hakikatinin sabit olduğunu anlamak için o eşyanın var olduğunu bildiğimiz.   İşte bu yönü bulmak için, orda kendimizin olduğunu bilerek ve kendimizin kendimize gelmesini istediğimiz o yöne yönelm...

NİGÂH

  Müzik:  RichaadEB - Licht und Schatten   Bilmiyorum, hangi yöne gitse insan, sanki o yöne gidecekmişte, geri dönememiş; istese yapamamış, yapmışsa istemiş; olmuş, olacakmış ve olmuşlarla adım atarken bazı anlamları anlamıyor/um.   Bilmenin verdiği elem, sunduğu elek, karıştırdığı siniye; sunarken bahşı elleriyle, kopan bir şey olur, birşey gider. Giderse şey, şey gelir; şey ölür, kalır şey.  Bilmiyorum ki hangi semtin madarasıyım ben  Elimi attığımda bir toprak kurumasa şayet  Kan ve irin kusar bulutlar başımdan aşağıya  Başım ağrır sonra dinmez  İnmez hiç yolda ayaklarım hep kaldırım, dırım  İnme iner gitmez, sinme iner gitmez, gitmez  Uyuşur, burkulur, kırılır, birşey düşer gitmez  Dursun zaman, aklımı al git başımdan, kalsın Alsın, aksın, o zaman yegane sen kalırsın  Haramlardan geçtim, kaldı başım kabakta  Lasakta olmaz, olmaz mı sakınmasakta ol -Maz, hazlansa endişe her olmaz mı sen de    Bellemekle o...