Musiki: Gavin Luke - Gone
Biliyoruz, bir yön var. Dahası her zaman sadece bir yön var. Bir yere kadar aklın rehber olup götürdüğü, sonrasında kalbin götürdüğü. O yön, her zaman gittiğimiz ve geçmişe baktığımız da şimdi nerde olduğumuzu, bu gidişle nereye varılacağını bir nebze bildiren bir yön. O yön, puzzle'ın eksik parçasını diğer parçalara bakınca aklın tamamlayabildiği bir yön. İşte o yön, bütün kemalatın (teselsül ile olan) bir kemali doğuracağı bir yön. Ve o yön, senin kendini keşfetmen için sana verdiğin, sana senden başkasının ancak ve sadece işaret/remz ile gösterebileceği bir yön. Bu işaret var, her yerde var, var saydığımız ve yok saydığımız, anladığımız ve anlamadığımız (anlayacağımız), bildiğimiz ve bilmediğimiz, fakat sadece ve sadece kendini gösteren şeyin hakikatinin sabit olduğunu anlamak için o eşyanın var olduğunu bildiğimiz.
İşte bu yönü bulmak için, orda kendimizin olduğunu bilerek ve kendimizin kendimize gelmesini istediğimiz o yöne yönelmek, üzerimize borç değil elbet. Çünkü bu yön, bizim dönüp gittiğimiz, doğaçlamayla, bilmeden, bilerekte olsa gittiğimiz her yöndür. Demem o ki, hangi yöne gidersek o yön bu yön. O yön, bu gittiğimiz yöndür. Kadarıyla: eksik ve fazlası olmadan, pişmanlığın, başarısızlığın, bütün kötü şeylerin, bir iyiye işareti olan yönüdür. Bundan sebeb, bir amaçsızlık yoktur: var ve yok amaçsız değil; bir boş/gereksiz yoktur, anladığımız kadarı, anlamaya çalıştığımız ve istediğimiz kadarı vardır. Yoksa var "yok" demekle kaybolmaz/ yok olmaz. Heyülada tasavvur edilen şey, icat edilebilecek bir şeydir. Fakat bazı şeyler tasavvur edilemez.
Böyle değildi bu şarkı, ırkları ve duyguları birleştiren, birleşmişi nasıl kurtarır "leş"ten bilmem, fakat kurtulabilir...
Yorumlar
Yorum Gönder