Bugün ise Max Herman - Unbroken eseri var, iyi dinlemeler ve okumalar.
Her herin, hiç hiçin anını yansıtıyorsa ve var varın, yokta yokun, bir ölüm olur. Geri kalan herşey gider zamanla. Zaman alır bizi bizden ve vericidir bizi bize. bunlar demek oluyor ki: her şeyin, iki yüzü var, var elbet. Çünkü zıttıyetin isbatı zamanında olmakla meşhur. Ve bunlardan bazıları var ki, aşk gibi zıttı nefretle bilinse de bu olsa olsa ğalatı meşhurdur. Aşkın zıttı yoktur. Onu bulanın bulacağı bir şey kalmamıştır. Onu kaybedeni olmamıştır. O var ile yokun arafında kelli felli büstleriyle meşhurdur. Her ona ulaşanın resmini tasvir eder sonra onu kültleştirir. İnsanlar zıtlıkların varlığını isbat edince, isbat edeni varlığını değerlendirmek için bir put veya heykelini yapar ve diker, fakat aşk öylemi, aşkın büstü hele ki hiç.
Her birimiz ona ulaşmakla görevliyiz, tek görevimiz o, aşkınlığa erişmek, sağlam temellilik onu yok eder, bilim falan adamdan saymaz yahut hastalık olarak görür. Bir dert olabilir fakat asla hastalık, hele yokluğunu tartışmak saçmalık, yaşamayan ne bilir ki?
Doğru ya, yaşamayan ne bilir. Oysa çoğumuz yaşasakta bilmiyoruz. İdrak sorunu yaşıyoruz demiyorum. Bilakis aşırı hortlamış idrakten hastalık kapıyoruz. Mesela bir virüsü ya bir ayak kapar yahut bir fikir. Ayağın olanı temizlenir, fakat o ayağı o fikir kaptırmışsa hep kapar.
Sonra birde aşktan gelen şeylerin zıttiyetleri yoktur. Mesela onun acısı, mayhoş tadında, gören mazoşist zannedebilir, fakat o acı ve elemin şifasını asla istemez kişi, çünkü bilir: onun tadılışı süreklilik arz etmez. Arz ettiği şeyin o an kıymetinin ve tadının çıkarılması gerekir.
Kıymet ve tad meselesi herşey ve zaman için geçerli olsa gerektir. Çünkü bir an, sadece ve fakat o an vardır bütün bütünlüğü ve içtenliğiyle. Başka zaman, yani önümüzdeki başka her hangi bir zaman o zaman olmaz asla... Bütün anlarımızın değerli oluşu bundandır elbet.
Yorumlar
Yorum Gönder