Müzik olarak: Daniel O'rhys - Prelude
Korkuyordum. Çünkü, sen gitmiştin, yoktun yanımda, zamanla kalbimden ve aklımdan da gidecektin ve ben korkuyordum, alıp aklımı ve senli fikirle yola koyulmaya meyyaldim.
Sonra birşey oldu: yola akılla çıkmıştım, benzini bitti yolda. Bende okumaya başladım, burada seni unuttum başka şeyler buldum. Onları buldukça seni, senliliği daha iyi anlamaya başladım, aradım.. aradım.. arıyorum.
Şu an düşünüyorum ve bunu sık sık yapıyorum. Önce arayışa itildim, sonra bu hal beni uyanışa sürükledi. Ondan sonra niyet ettim, niyet etmek önemliydi, içi herhangi bir şeye hazırlamak. Yola çıkmadan önceki son adım buydu.
Çıktım.
Sonra her zaman ki gibi acaba bir şey mi unuttum diyerek düşünmeye başladım. Oysa çok şey unutmuşum. Mesela yaşamak; eylem, pratik. Yani devrimci nidanın gerekliliği olan binlercesini ihmal etmek. İşte cesaretsizlik timsali, fakat korkaklık ayrı. Çünkü korkaklık içinde kaçmayı barındırır, cesaretsizlik ise ordayım mesajı verir fakat gerekliliğini yerine getirmez. Mesele şuymuş ki: bilmesende bilsende yapmak yahut yapmaya çalışmak, yani gayret ve cehd etmek yada en azından meyl etmek kısaca niyet.
Fakat bir biz bilinci var hayatta bencilik yahut sencilik değil. Bizcilik der ki: sen, ben yokuz veya ben, sen hele hiç; sadece biz var, yanyana olarak. Ne karşı karşıkaşıya, ne de arka arkaya. Bir biz var ittihat mı denilmeli, cemaat mı? Bilmem! Kesrette vahdet bütün hükümlerde olmaz. Serbestiyi ifade eden kısımlara geçişler direk, bizi biz olarak sabit eden noktaları da ayırmaya itmiş, ki parçayız, paramparça hatta. Buna sosyolojik açıdan da bakılırsa yine bu görülür, keza psikolojik olarakta. Yani buna şahitlik herşeyimizledir.
Yani diyorum ki, sen gel yine. Ki biz olalım. Gelmesen de muhabbetini gönder, sevgini veya herhangi bir parçanı.
Yorumlar
Yorum Gönder