Müzik Balmorhea - The Winter
Fakat kim olduğumu umursasam, öyle adım atarım ha böyle atarım ve demem böyle olmalıydı diye. Öyle oldu. Oluş bir kemali barındırır, ölüş ve sokağın çıkmaz oluşu da buna dahil. İşte bundandır "çıkmaz yoktur, kemal vardır" denilişi. Madem ki kemal var, kemaliyetin getirmiş olduğu cabalığın olması bir boşunalık gibi görünse de, -hiç bir boşunalığın olmayışı barizdi.- değildir. Bu sebepler dairesi içerisinde hareket eden bütün kainatın, noktasız olarak boşunalığına hüküm vermek akıl karı olmasa gerek. Bundan sebep her sebebin dahi sebepleri olabilir, vardır da. Fikrimi söylemiyorum, söylediklerim gördüklerim. Yanlış görüyor olabilir, yanılıyor da olabilirim. Veya kandırılmış yani belki mesele bende değil.
Mesela yolda kalmışım, bir yola kalmışım, yol da bana kalmış. Kalışmış oluyoruz birbirimize. Gidiyorum yine o yoldayım, kalıyorum o yolda. Bilinçle yahut bilinçsiz. Fakat bir gidiş var, dönüş olsa dahi bir gidiş. Nihai noktamızı görmek için. Sadece ve sadece şahit olmak için o anımıza. Kendimize anlatmak için kendimizi, ateşin yakışındaki acıyı, Kevser'in güzel oluşunu.
Soyutluğu somutlukla hissiderek, içine katarak gördüklerimizi bütüncül bir bakış açısıyla kuşun. Yaşıyorumu hissetmek ve bilmek arkasındaki sırrı. 42'mi yoksa 40'mı yoksa her kemalde elbet zeval var mı? Anlaşılmalı gidişin içinde kaybolan aklı bularak, ama nasıl? Nerede kaybolmuş. Nereye gitmiş habersiz, elçiden izin almadan. İzin mi almalı, alınmalı. Bütün gidişlerde? O zaman ölüm bir gidiş mi, kalış mı, varış mı, ders mi yoksa ibret veya hakikat mi? Bilmiyorum kişilere göre değişiyor. Ve mısralarına şahit oluyorum sonra İsmet Özel'in "Ölüyoruz, demek ki yaşanılacak...".
Yorumlar
Yorum Gönder