Ben seni bekliyorum, sen de tutmuş beni bekliyorsun; ben gelmiyorum, sen de tutmuş gelmiyorsun. Ama bir şey gidiyor, o her şeyin eşitliğine konabilen bir şey, şey yani zaman.
gitsin bakalım bir kalemde demeye gelmeyecek derecede ehemmiyetli bir şey bu, yani insanın yegane sermayesi olan, ondan gayrısının sermaye olmaya muktedir olmayacağı. gitsin, gelmesi olmayan bir ak şeyden bir tanesi olan gitsin. öyle sessiz, kimsesiz bir başına, başını alarak başbaşalığa öte gitsin.
belki kafasını dinler, toparlar biraz kendini, kendiyle baş başa kalınca toparlar kendini, öyleydi insan buna ihtiyaç duyardı bazen. bazen bir başkasına ama hem muhtaç herhangi bir şekilde herhangi bir şeye, neyi bekliyorsa beklemeye, neyi istiyorsa istemeye, ama hep bir şeye ihtiyacı vardı.
istersen bekleme, istersen isteme ama hayat hep bir bekleyiş ve isteyiş, işte "hezar endişe" dediğinden bazıları Sâdi-i Şirâzî'nin. "yek katre-i hunest"i de beşeriyetten mütevellit değilse nedir yani.
Yorumlar
Yorum Gönder