Hayır hayır hayır ...
İyi ve mutlu hissetmem gereken zamanda kötü ve huzursuz hissediyordum. Kimseye anlatamadığım, belki kendinin bile tam olarak anlayamadığı, hislerin olumsuzluğu içerisinde debelenirken bir eli beni bulunduğum durumdan çıkarması için binlerce kez sorsam kendime "ben kimim, neyim, neden geldim, neden böyle oldu, oluyor, olmalı ..." gibi suallerin beni ele geçirdiğini görüyorum. Bu durum mu benim mutlu olmama mani oluyor diye sorsam, bazıları evet dese onları yalanlamak şöyle dursun belki de diyip kendi köşeme kaçmaya meyletsem, erkek adamsın sen yapamazsın böyle şeyleri, şöyle yapmalısınlarla karşı karşıya kalsam, neden istemeyin kendimi bir kaşık suda boğmak.
Boğmak, evet körlüğü doğmadan boğmak erdemdir diyen bir zamanlar bendim. Körüm artık, duyumsayamamak beni ne zaman bu derbederlikten kurtaracak, bunda benim payım neydi, nasıl kurtulacaktım bu halden. Oysa düşecekken bir tuğla çıksa önüme tutunmaya mecalim yok; mecalsiz ve bitabım.
Bütün bunlar yanında evet, elimde kendi ellerimle sardığım tütünüm ve dahi arkada "Rüzgar uyumuş ay dalıyor her taraf ıssız" çalıyor fon olarak. Yani Azrail gelse, neden geldin diye bile sormam.
Yorumlar
Yorum Gönder