Ana içeriğe atla

GİBİSİ

Dinlersin diye: Riopy - Attraction

Biliyorum hatalıydım, ve ne kadar sıralarsam sıralayayım, hepsinde payeme düşen elbette benimdir. Ve üzgünüm. 
Geri kalmayan arkadaşlıklardan başlamak gerek belki de öncelikle. Ben sustum doğal olarak onlarda sustular. -Hani aynasıydı insan insanın ya öyle işte.- Sustum şöyle veya böyle susturuldum, uzaklaştırıldım sizlerden cebren ve bu cebriyete sustum, hatalıydım. Gitmemeli miydim, bilmiyorum; gitmeli miydim bilmiyorum. Gitmemeyi yeğlerdim belki, o zamanda da bu zamanda da efkarım bu yönde ancak gönderildim. Dolayısıyla gittim. Ve özür dilerim. Kaybetmekten korktum ve kaybettim. Üzüldüm uzun zaman, kahroldum. Fakat sonradan bir zaman geldi. Ve ben, anladım ki geçici olan şeymiş arkadaşlıklar, kalıcı olanı ise dostluklarmış. Ve yanılmışım dost olarak addettiğim için her birinizi. Bundan dolayı kendimden de özür dilerim. 

Geride kalan zamanla devam etmek gerekir belki de. Zaman, en bilinmeze doğru kayan ve bir o kadar da nasıl ya bile sorgulamaya tabi tutulamayacak kadar hızla akan. Geri ver bana yıllarımı diyemem elbet. Fakat zamanında başlamalıydım, başlamaya. Belki de başlanıldığında en uygun zamanıydı. Belki. Boşa geçmemiş olduğu anlaşılıyor geçtikçe zamanın kendisinin, hiç bir şey boşuna değildi, anladım. Zamanla zamanın anlaşılabileceğini, ancak anlaşılsa bile anlaşılan şeyi uygulamaya geçmeyi başaranın sayısının azlığını da keza anladım zamanla. Zamanla, kendimi anlamaya çalıştım. Çalıştım çünkü kendimi anlayabilirisem, dılımdakileri de anlayabileceğimi sandım. Geç kaldım tanımaya Doğan beyi, Don Juan'ı ve geri Selim Sözer'i. Teşekkürü borç bilirim kendilerine, açtığı ufuklardan dolayı her birine, özellikle. 

... 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kanevsky'den Devşirilenler ve Kaybedilen Aşkına

"Bir gün insan “virgül”ü kaybetti, o zaman zor ve uzun cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince, düşünceleri de basitleşti. Bir başka gün ise “ünlem” işaretini kaybetti. Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor, ne de bir şeye seviniyordu. Hiçbir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu. Bir süre sonra da “soru işaretini” kaybetti ve artık soru sormaz oldu. Hiçbir şey ama hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne kâinat, ne dünya ne kendisi umurundaydı. Birkaç sene sonra “iki nokta üst üste” işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti. Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız “tırnak işaretleri” kalmıştı. Kendine has tek düşüncesi yoktu. Yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu. Sıra “nokta”ya geldiğinde düşünmeyi ve okumayı unutmuş vaziyetteydi." demiş Alex Kanevsky. Bazı noktalarında haklı, bazıları muhtemel, diğer bazılarında ise haklılık payı var gib...

Ferit KAM - Kabristan

Ey mebde-i vücûdun serhadd-i intihâsı Ey sâfilîne Hakk'ın dünyâda son nidâsı. (Ey varlığın başlangıcının bitiş noktası  Ey insanlara (aşağıdakiler) Hak'kın dünyada son nidası) Ey çehre-i şuûnun çîn-i cebîn-i hüznü, Ey kâinât-ı hüznün sûzişli bir bükâsı. (Ey olayların hasıl ettiği kırışık üzüntülü alın  Ey hüzün âleminin oldurduğu dokunaklı ağlayış) Fikrimce varsa sensin mihnet - sarây-ı dehrin, Azâde-i gavâil bir cây-ı dil küşası. (Dünyanın sıkıntı yerinde fikrimce sen varsın  Dert ve sıkıntıdan uzak, gönül açıcı yeri) Bir meclis-i kazâsın hükmünle mün'akittir,  Bu cenk-i bîmeâlin sulh-ı ebed-nümâsı. (Bir kaza yerisin akdedilmiş hükmünle Bu manasız kavgaların ebedi barış yeri) Ey neşvenin, gumûmun me'vây-ı vâpesîni,  Ey cuşûş-ü sükûnun âğuş-ı ilticâsı. (Ey neşe ve kederlerin son sığınağı  Ey sessizlik ve sakinliğin sığınma yeri) Bahs-ı hakîkatındır mebhût eden cihânı,  Ey mebde-ü meâdın meydân-ı iltikâsı. (Cihanı hayrete düşüren hakikat bahsindir ...

Süleyman Nazif'e ithaf*

Günün şerefini şeref yoksunlarına kaptırıp, attırıp haysiyetini herhangi bir köprüden'çün  Çalab'a çalım satmaya ruhunu kattırıp  evrensel mizanpajın sürgüsünü yağlamak'çün  Bilmiyorlar  Ama bilsinler: ne düşerse talihe, odur ancak  görülebilen. Kuşsa kuş değil, gülse gül değil  Bir şeyin, zamanın tümelliğinde hepten "değil". Değilin değili fakat ve ancak tikelliğinde'çün.  Bir zamanlar  Aşkın hapishanesinde bir hükümlü; yükümlü yapmakla, bir insan evladının kaldıramayacağı, büklüm büklüm olup yalnızca zamanı sığınak, bir kurtuluş yeri olacağını anladığında; kün! Sonra dediler:  Bu zamana hapsolan ancak ve sadece oğludur. Hem değil mi kelîmî** ve dahi yanına çıkabilecek  Ondan ona, ondanda arza endamıyle boylayacak hem de miladında miâdının "aha başladı işte bugün" gün, günlerden bugün olunca bir bayramdır ne gerisin geri gelecek olanını, ne de gidecek. Gün              ...