Mûsikî mi, içinde oluşturduğun senfoniyi dinle! (Bunu dinlemeye çalıştığında duyacaksın, ama kulağınla değil, gönlünle..)
"Hiç beceremem bir kıza hediye almayı" denildiğinde aslında karşıdakini tanımadığını ima ediyordu bu söz ve yerini bulmuştu sözler içinde. Hediye, hediye olmak bakımından öncelikle karşıdakini tanımayı gerektirir. Mesela bir insan, sokaklarda dolaşırken yani gezinirken efkarında bir bazı şeylerin hallolmasını ister bazen, bazen bu hallolması gereken içsel olabilir veya dışsal olur. Ya da bir çiçek verdiğinde bir kadına birileri, aslında ona bir çiçek vermiyor onun içsel bir eksikliğini bildiğini ima ediyordur bu hediyesiyle. Çiçek maddedir yani solacaktır ve fakat onun verilen içsel bir ima ve ondaki eksikliğin giderilmesi aynı japonlarda eskiyen bir fincanın kırılmasında altınla birleştirilmesi gibi bir durumdur. Bundan dolayı "eskimek güzel ama eksilmedikçe" denilmiştir.
Yani mesele beceremeyiş değil, tanımayıştır. Buda karşıdakine değer verilmemesiyle alakalı bir durumdur. Çünkü değer verici, değer verdiği şeyi ne unutur, ne eksikliğini bilmez. Buna karşın onu tanır, ondan kaçsa da yine ona kaçar. Bundan dolayı, verilen hediyenin aynı hediye oluşu ve bu hediyenin olmayışı arasında bir farklılık olmayacaktır. Çünkü her ikisinde de mesele unutmak da düğümlenmektedir... Sanırım...
Yorumlar
Yorum Gönder